8 Şubat 2015 Pazar

MARKA TESCİL BELGEMİZ VE İLK MARKALI ÜRÜNÜMÜZ

''arıbeyi'' olma gayesiyle 2007 yılında çıktığımız yolda  yolculuğumuz devam ediyor.
Hedefe ulaşmada ki düşüncelerimizden ve çalışmalarımızdan  biri de marka tesciliydi.Bu amaçla daha önce oluşturup kullanmakta olduğumuz ''arıbeyi'' isim ve logomuzu tescil için müracaat etmiştik.
Bir yıl süren inceleme ve tescil bekleme süresi doldu ve arıcılık alanında ki markamız tescil edildi.
Tescil onayından sonra ilk markalı ürünümüzü de çıkarmış bulunmaktayız.
Hedefimiz ''arıbeyi '' markasını tanınan,güvenilen bir ülke markası haline getirmek.
Allah utandırmasın diyor arkadaşlarımızın bilgisine sunuyor desteklerini bekliyoruz.




SAYGILARIMLA.

31 Ocak 2015 Cumartesi

ARI YETİŞTİRİCİLİĞİ KURSİYERLERİNE BELGELERİ VERİLDİ Basın da çıkan haberimiz. Bafra Halk Eğitim Merkezinin düzenlemiş olduğu Arı Yetiştiriciliği Kursu'na katılıp başarı gösteren 23 kursiyere belgeleri verildi. Kursiyerlere 80 saatlik kurs veren Hüseyin İspirli, ''Bugün burada Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğü'nün düzenlemiş olduğu ve öğretmenliğini de benim yapmış olduğum 80 saatlik arı yetiştiriciliği kursuna katılarak başarılı olan 23 kursiyerimizin belgelerini takdim etmek üzere toplanmış bulunmaktayız. Değerli misafirler arı deyince hepimizin aklına bal gelir. Arılar balın yanın da birbirinden değerli ürünleri bizlere sağlamış olsalar da arıların insanoğluna en büyük faydası polinasyondur yani bitkilerin döllenmesidir. Arılar polinasyonu sağlayarak hem kendi nesillerini hem bitkilerin hem de tüm canlıların yanında biz insanların yaşamasını sağlarlar. Dünyanın en zeki insanı olarak görülen Einstain'ın da söylediği gibi '' arılar yok olursa insanlar en fazla 4 yıl yaşar '' sözü de bununla ilgili çok doğru bir tespittir. '' dedi. İspirli konuşmasının ardından arıların yaptıkları polinasyonla ilgili slayt gösterisi sundu. Slayt gösterisi sonrası ''Arılar harika canlılar onlarla uğraşan arıcılar da öyle.Arıları ve arıcıları sevelim ve onları koruyalım diyerek konuşma yapması için kaymakam bey'i kürsüye davet etti. Bafra Kaymakamı Halis Arslan ise şunları söyledi, '' İlk defa halk eğitim merkezinin bir belge törenine katılıyorum ama sözümüzü balla açıyoruz. İnşallah tatlı konuşacağız ve daha nice tatlı kurslar açacağız. Ben öncelikle katıldığınız için sizlere çok teşekkür etmek istiyorum. Usta öğreticimiz anlattı fakat bende söylemeden geçemeyeceğim. Bir defa bal en değerli besin kaynağımızdır. Arı çalışkanlığın ve üretkenliğin bir sembolüdür. Umarım hepiniz yeterli düzeyde eğitim aldınız. Halk eğitimin böyle üretime dönük kurslarını daha çok önemsiyoruz ve destekliyoruz. Hayatımızda her gün bir kaşık bal yemeyi alışkanlık haline getirmeliyiz. Çünkü balın her hastalığa iyi geldiği söyleniyor. '' Tören kursiyerlerin Kaymakam Halis Arslan ile çektirdiği toplu resim sonrası manda yoğurtlu bal ikramı ile son buldu. Belge törenine, Bafra Kaymakamı Halis Arslan, Bafra Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Kâtipoğlu, Bafra Halk Eğitim Müdürü Hamdi Yıldız ve kursiyerler katıldı. Haberin detayını aşağıdaki linkten inceleyebilirsiniz. http://www.bafra55.net/ari-yetistiriciligi-kursiyerlerine-belgeleri-verildi-14011h.htm SAYGILARIMLA.

16 Haziran 2012 Cumartesi

TURK ARICI MASKELERI

Degerli arici arkadaslar oncelikle hepinizin MIRAC kandili mubarek  olsun.

Bildigim kadariyla turkiyede arici malzemeleri yurt icinde uretilmekte bizim burda uretilmemekte ancak yurt disindn gelen malzemelerle aricilik yapmaktayiz ancak turkiye ziyaretlerimde ve internete gordugum bir durumu arz etmek ve bilgilerinize sunmak paylasmak istedim ,bizim burda kulandigimiz arici maskeleri cok daha rahat daha sefaf bir goruntu vermekteler ayrica arici cok rahat hareket etmekte ben turkiedende maske aldim almanyadanda sagolsun arici olmayan bir abim yolladi ancak turkiyedekiler cok rahatsiz edici bir urun oldugunu soylemek yanlis olmaz belki size enteresan gelebilir bu anlatiklarim ancak diger maseleri bir gorseniz degil onlari gunboyu o gunes altinda giymek  posette bile tasimayi usenirsiniz.insallah turk sirketleride gerek fuarlarda gerekse yurt disina talapleri anlayarak bu urunleri degistirip turk aricisina rahat bir urun sunmus olur dilerim bu yazim arici arkadaslarin yeni bir urunle ariciliga daha rahat devam etmelerine vesile olur .saygilarimla
                                              Turkiyede kulanilan bir maske cesidi

30 Aralık 2011 Cuma

MUTLU YILLAR

Tum arici arkadaslarin yeni yili hayirli ,bereketli, saglik dolu ve ari yili olmasi dileklerimle
saygi ve selamlarim



unutmadan aciklamak istiyorumki yeni yilda blog gorusumuzde degismistir bundan sonra tembel degil sut veripte sutunu sonunda tumuyle doken ve istikrarsiz davranislar surduren yorum ve yazilarin yazilmasina izin verilmeyecektir yazilan yazilar kalici vede kalici olacak yazarlarimizda stabil olacaktir insallah onumuzdeki gunlerde daha duzgun caliskan kararlar alinacaktir .

5 Ekim 2011 Çarşamba

Propolisin Tarihçesi

Propolis insanoğlu tarafından binlerce yıldır kullanılmaktadır. Günümüzde ise artan bir popülerlik kazanmıştır. Arılar propolisi milyonlarca, insanlarsa binlerce yıldır kullanmaktadır. Arılar ve insanoğlu propolisi yararlı ve faydalı bulmaktadır. İnsanlık için bu reçinemsi yapının keşfedilen yararları henüz çok az kalmaktadır.
Propolis geçmiş dönemlerden beri çeşitli amaçlarda özellikle tıpta kullanılmaktadır. Eski Yunan yazıtları bu maddeyi iltihaplanan yaralar ve çürükler için kür olarak tanımlarken Roma’da yara üzerine konulan lapa benzeri karışımın yapımında pratisyenler tarafından kullanılmaktadır. İbranice eski vasiyetnamelerde tzori olarak geçmektedir ve terapetik özellikleri ile anılmaktadır. Avrupa’daki 12 yy. kayıtları propolisin medikal preparatlarının ağız ve yara enfeksiyonlarının tedavisi ve diş sağlığı için kullanımından bahseder. Propolisin yara iyileştirme özellikleri eski çağlarda Avrupa ve Kuzey Afrika’da, Mısır, Yunan ve Romalılarca bilinmekteydi.

http://www.organikbal.com/

http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/

2 Ekim 2011 Pazar

BALLARDA HATALI İLAÇ KULLANIMI SONUCU MEYDANA GELEN KALINTILARIN2/10/2011 ·


BALLARDA HATALI İLAÇ KULLANIMI SONUCU MEYDANA GELEN KALINTILARIN HALK SAĞLIĞI AÇISINDAN OLUŞTURABİLECEĞİ TEHLİKELER

Yrd.Doç.Dr. Yavuz Kürşad DAŞ, Prof.Dr. Abdurrahman AKSOY

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji-Toksikoloji Anabilim Dalı, SAMSUN



Arıcılık, bal arısını belli amaçlar doğrultusunda kullanabilme ve yönetebilmedir. Bal arıları; bal, balmumu, arı sütü, arı zehiri, çiçek tozu, propolis gibi insan sağlığı ve beslenmesi yönünden son derece değerli ürünler üretmesi ve toplaması yanında yapılan bitkilerde tozlaşma hizmetleri ile de tabiatta ve tarımsal üretimde hayati öneme sahiptirler (1,14).

Bal bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının bal arısı (Apis mellifera) tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal üründür (6)

Arı hastalıkları ülkemiz arıcılığında önemli kayıplara yol açmakta olup, bilinçli bir ilaç kullanımı olduğunu söylemek oldukça zordur. Özellikle kış kayıpları olarak kayda geçen veya arıcılar arasında kış kayıpları olarak değerlendirilen kayıpların çoğu aslında arı hastalıklarının öldürücü seviyeye gelmesi ve kış aylarında kolonilerin sönmesidir. Hastalıkları belirlemeden kokteyl şeklinde değişik kimyasal ve antibiyotiklerin karıştırılıp arılara verilmesi ise oldukça zararlıdır. Değişik sınıf ve etki mekanizmalarına sahip ilaçların bir arada ve aynı zamanda kullanılması ilaç etkinliğini değiştirmekte, hastalıkları etkilememekte yada tam tersine arılarda öldürücü sonuçlar oluşturmaktadır. Bunun yanında arı ürünlerinde kalıntı sorunu yaratmakta ve böylece insanlar için yararlı bir ürünü riskli bir hale getirmektedir (3)

Gerek hayvanlar ve gerekse bitkiler veya tarım ürünleri ile bunların çevresinde kullanılan ilaç ve kimyasal maddelerin birçoğu, uygulandıkları alan ve canlıların vücudunda kısmen parçalanarak etkisiz veya zararsız hale gelirken veya getirilirken, bazıları (organik klorlu bileşikler, poliklorobifeniller, polibromobifeniller, metaller, bazı mantar ilaçları gibi) da son derece yavaş ayrışmaları dolayısıyla, bunlarda giderek artan miktarlarda birikirler; böylece besin zinciri yoluyla son tüketici olan insana ulaşırlar (11).

Yukarıda sıralanan etkilerden kaçınmak amacıyla besinlerdeki ilaç ve kimyasal madde kalıntı düzeylerini ortaya koymak için son derece duyarlı (mikro g/kg ve hatta ng/kg düzeyinde bile ölçüm yapabilen), güvenilir ve tekrarlanabilir analiz yöntemleri geliştirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gıda ve Tarım Örgütü (GTÖ), Avrupa Birliği’nin ilgili komisyonları, ABD’deki Besin ve İlaç İdaresi gibi kuruluşlar (FDA), yaptıkları çalışmalarla, tüketici sağlığının korunması da dahil, ilaç kalıntılarının yol açabilecekleri ekonomik ve sosyal yönlü olumsuzluklarının önlenmesi için çalışmakta, diğer ülkelerle birlikteliğin sağlanması için çaba sarf etmektedirler (10).

Ballarda ilaç kalıntıları başlıca iki yoldan kaynaklanır. Bunlardan ilki arı hastalıklarının sağaltımı amacıyla kovanda ilaç uygulanmasıdır. İlaç kalıntısının diğer nedeni zirai mücadelede kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçlar işçi arıların balın ham maddesi olan bitki özlerini emmesi ile arılar tarafından alınıp kovana getirilir. İnsektisit amaçla kullanılan bu ilaçlar arılar için de zehirlidir ama kullanılan miktar düşük olduğu için genellikle arıların ölmesine sebep olmazlar. Ancak, balda kalıntıya neden olurlar (10)

Arı hastalıkları için son yıllarda ilaç kullanımı önemli derecede yaygınlaşmıştır. Ancak ilaçların, özellikle, antibiyotiklerin gelişi güzel kullanılması beklenen başarıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Zira bazı hastalık yapıcı mikroorganizma türlerinin yaygın ve bilinçsizce kullanılması ilaçlara karşı toleransın artışına yol açtığı gibi dirençli suşların ortaya çıkışı da kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle ilaç seçiminin özellikle antibiyotik seçiminin yapılmasında hastalık etkenlerinin antibiyotiklere karşı duyarlılık derecelerinin bilinmesinde büyük yarar vardır. Özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve Veteriner Hekim Reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle ilaçlama yapılmalıdır (4).

Arı hastalık ve zararlılarına karşı kullanılacak ilaçlar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca ruhsatlandırılmaktadır. Dünyadaki gelişmelere bağlı olarak bazı ilaçların kullanımları kalıntıya sebep olmaları nedeniyle (özellikle antibiyotikler) sınırlandırılmıştır. Amerikan Yavru Çürüklüğü, Avrupa Yavru Çürüklüğü ve Septisemi için daha önce kullanımına izin verilmiş olan eritromisinin arılarda kullanımı kaldırılmıştır Bal arılarında bakterilerden ileri gelen hastalıklar (Amerikan Yavru Çürüklüğü, Avrupa Yavru Çürüklüğü, Septisemi) için kullanımına izin verilmiş ilaç etkin maddesi bulunmadığından ruhsatlı bir müstahzar da yoktur. Bal arıları için önemli olan parazitler; Varroa jacobsoni (Arı canavarı), Acarapis woodi (Trakea akarı), Meloe variegatus (Yakı böceği), Senotainia tricuspis’tir. Arıcılıkta önemli olan bal arısı zararlıları; Büyük Balmumu Güvesi, Küçük Bal Mumu Güvesi, Arı Biti Ölübaş kelebeği’dir. Arılardaki bu parazitlere karşı ruhsatlandırılmış ilaç etkin maddeleri amitraz, flumethrin, coumaphos, formik asit ve timoldur (2).

Varroa hastalığına karşı akarisid özelliğe sahip ilaç uygularken laboratuvar testlerinden geçirilmemiş, arı ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olan kimyasal maddeler kullanılmamalıdır. İlaçlar mutlaka tarif edildiği şekilde ve uygun dozda kullanılmalıdır. Bal hasatı döneminde kesinlikle ilaçlama yapılmamalı, erken ilkbahar ve geç sonbaharda ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlama genellikle hava sıcaklığının 14° C'nin üstünde olduğu günlerde ve arıların kovana döndükleri tercihen akşam saatlerinde yapılmalıdır. Kovanda bölme tahtaları varsa ilaçlama sırasında çıkartılarak arıların serbest hareket etmeleri sağlanmalıdır, Fumigant şeritlerin alevli yanmamasına dikkat edilmeli, uygulama sırasında maske, eldiven, gözlük takılmalıdır. Bu kapsamda erken ilkbahar ve özellikle geç sonbahar döneminde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve Veteriner Hekim Reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle düzenli ilaçlama yapılmalıdır. Bu şekilde balda ilaç kalıntısının en aza indirgenmesi de temin edilmiş olacaktır. Ayrıca coğrafi durum ve iklim şartları çerçevesinde aynı bölgedeki tüm arılıkların da eş zamanlı olarak ilaçlanması sağlanmalı ve bu denetlenmelidir. Münavebeli olarak ilaç kullanımının sağlanması, Varroaların bu kimyasallara direnç kazanmasının önlenmesi açısından çok önemlidir. Çünkü az sayıdaki akarın dirençliliği bile dirençli popülasyonların oluşmasına neden olabilmektedir (5).

Ballarda kalıntı olarak bulunmasına izin verilen ilaç ve kimyasal maddelerin tolerans sınırları Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğinde belirtilmiştir. Buna göre ballarda pestisid etkin madde miktarı toplam 0.01 mg/kg’ı geçmemelidir. Ayrıca peteklerde bulunan mum güvesine karşı kullanılan naftalenin ballarda bulunmasına izin verilen kalıntı miktarı 0.01 mikro g/kg’dır.6 Türk Gıda Kodeksi’ne göre ballarda kalıntı olarak bulunmasına izin verilen veteriner ilaçları miktarları amitraz ve coumaphos için 200 mg/kg, cymiazol için 1000 mg/kg’dır (13).

Bal için ilaç kalıntı arınma süresi “GÜN” olarak ifade edilir. Tedavi süresince ve son ilaç uygulamasından sonra 30 gün boyunca elde edilen bal insan tüketimine sunulmamalıdır. Arıların bal üretimine başlamasına en az 32 gün kala ve bal üretimi boyunca kullanılamaz. İlaç uygulanan kovanlardan elde edilen ballar insan tüketimine sunulmamalıdır. Arıların bal üretmeye (tutmaya) başlamasından itibaren bal hasadına kadar ilaç kullanılamaz. İnsan tüketimine sunulacak olan polen, arı sütü, propolis vs toplama ve üretme döneminde kovanlara (arılara) uygulanamaz. Bal akımı (bal tutumu) süresince ve bal akımının başlamasına asgari 3 gün kala uygulanmamalıdır (9).

Avrupa Birliği Konseyi’nin 29 Nisan 1996 tarihinde yayınlamış olduğu 96/23/EC Direktifi, Avrupa Birliği’ne üye, aday ve aday adayı ülkelerle ticaret yapan diğer ülkeler için canlı hayvan ve hayvansal ürünlerde ilaç ve kimyasal madde kalıntısı sorununa ilişkin çeşitli kurallar getirmiştir. Türkiye Avrupa Birliği’ne aday adayı ve üye ülkelerle ticaret yapan bir ülke olduğu için, üye ülkelere yapacağı canlı hayvan ve hayvansal ürün ihracatında bu direktifin getirmiş olduğu kurallara uyma zorunluluğu vardır. 96/23/EC Direktifi’ne göre ballarda kalıntısı izlenilmesi gereken madde grupları B1 (antibakteriyel maddeler-sülfonamid ve kinolonlar da dahil), B2c (sentetik piretroid ve karbamat insektisidler), B3a (OK bileşikler-Poliklorobifeniller dahil) ve B3b (OF insektisidler)’dir.7 Eğer bir veteriner ilacı için belirlenmiş bir Maksimum Kalıntı Limiti (MRL) yok ise bu durumda bu ilacın kalıntısının balda veya petekte bulunmaması gerekir. Avrupa Birliği’ne bal ihracatı yapan ülkelerin, MRL belirtilmemiş ilaçların kalıntıları için, günümüz teknolojisinde genel kabul edilen tespit limiti olan 10 mikro g/kg (ppb) sınırına uymaları önerilmektedir (12)


KAYNAKLAR

1. ARI YETİŞTİRİCİLİĞİ (2002). Erişim: [http://www.tarim.gov.tr/Bilgi/yetistiricilik/ariyetistiriciligi.htm]. Erişim tarihi: 24.09.2002.
2. AKPINAR, Ş. (2007). Balda kalıntı: Erişim: [http://www.ordutarim.gov.tr/subeleler/kontrol/BAL/ baldakalinti.doc]. Erişim tarihi: 22.02.2007.
3. AYDIN, L., ÇAKMAK, İ., GÜLEĞEN, E., KORKUT, M. (2003). Güney Marmara Bölgesi Arı Hastalıkları ve Zararlıları Anket Sonuçları. Uludağ Arıcılık Derg. Şubat: 37–40.
4. BAL ARILARININ AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞINA KARŞI KORUNMA VE MÜCADELE TALİMATI (2001). Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü. Hukuki Dayanak: 12.11.2001 tarih ve HSHD-HHM–10474–029963 Sayılı Koruma ve Kont Gn. Md. Yazısı. KKGM - Akay Cad. No:3 Bakanlıklar/ANKARA. Erişim: [http://www.kkgm.gov.tr/talimat/ amr_yavru.html]. Erişim tarihi: 21.02.2007.
5. BAL ARILARININ VARROOSİS’İNE KARŞI KORUNMA VE MÜCADELE TALİMATI (2001). Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü. Hukuki Dayanak: 12.11.2001 tarih ve HSHD-HHM-10474-029963 Sayılı Koruma ve Kont Gn. Md. Yazısı. KKGM - Akay Cad. No:3 Bakanlıklar/ANKARA. Erişim: [http://www.kkgm.gov.tr/talimat/varroasis.html]. Erişim tarihi: 21.02.2007.
6. BAL TEBLİGİ (2005) Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Tebliğ No: 2005/49. Resmi Gazete 17.12.2005 Tarih, 26026 Sayı. 7. COUNCIL DIRECTIVE 96/23/EC (1996). On measures to monitor cetain substances and residues thereof in live animals and animal products and repealing Directives 85/358/EEC and 86/469/EEC and Decisions 89/187/EEC and 91/664/EEC. Of. J. EC. No: L 125/11. 23.05.1996.
8. DAŞ, Y.K. (2004). Türkiye’de Üretilen Ballarda Bazı Organik Fosforlu ve Sentetik Piretroid İnsektisit Kalıntılarının İncelenmesi. Doktora tezi. Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü. Ankara.
9. GIDALARDAKİ İLAÇ KALINTI UYARILARI HAKKINDA TALİMAT (2002). Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü. Tamim No: 2002 / 11. KKGM - Akay Cad. No:3 Bakanlıklar/ANKARA. Erişim: [http://www.kkgm.gov.tr/talimat/gidalarda_ilac_kalinti_uyarilari.html]. Erişim tarihi: 21.02.2007.
10. KAYA, S., PİRİNÇCİ, İ., TRAŞ, B., ÜNSAL, A., BİLGİLİ, A., AKAR, F., DOĞAN, A., YARSAN, E. (2002). Veteriner Hekimliğinde Toksikoloji. 2.Baskı, Medisan Yayınevi, Ankara.
11. KAYA, S., PİRİNÇCİ, İ., ÜNSAL, İ.A., KARAER, Z., TRAŞ, B., BİLGİLİ, A., AKAR, F., DOĞAN, A. (2002). Veteriner Hekimliğinde Farmakoloji. 2. Cilt, 3.Baskı, Medisan Yayınevi. Ankara.
12. SUNAY, A.E. (2006). Balda antibiyotik kalıntısı sorunu. Uludağ Arıcılık Derg. Kasım: 143-148.
13. TÜRK GIDA KODEKSİ–HAYVANSAL KÖKENLİ GIDALARDA VETERİNER İLAÇLARI MAKSİMUM KALINTI LİMİTLERİ TEBLİĞİ (2002). T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığından ve Sağlık Bakanlığından. Tebliğ No:2002/30. Resmi Gazete İlk Yayın 28.04.2002 24739, 1. Değişiklik 11.02.2004 25370, 2. Değişiklik 06.06.2005 25837. Erişim: [http://www.okyanusbilgiambari.com/tgm/Tebl/T-Bulasan-VeterinerilaclariMaksimumkalinti.pdf]. Erişim tarihi: 21.02.2007.
14. ZEYBEK, H. (1991). Arı Hastalıkları ve Zararlıları. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Hayvan Hastalıkları Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü. Etlik / Ankara.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

BAL SÜZME MAKİNELERİ KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDELİM?


Makinenizi kullanmadan önce,kazan ve iç aksamın kaynar su ile iyice yıkanması gerekmektedir. Yıkanıp durulanmasından sonra kazanın içinde,balın kalitesini etkileyecek,su kalıntılarının kalmamasına özen gösterilmelidir.(Bu kurulama işleminde, hav bırakacak bir kez yerine;ya bir kurutucu ile ya da doğal yoldan, havalandırmak sureti ile yapmak en doğrusu olacaktır.) Artık,temizliğine ve tamamen kuruluğuna inandığımız makinemiz ile hasadı yapılan,balla dolu çerçevelerimizi süzme işlemine geçebiliriz. Peteklerimizi makinemizde süzebilmek için,ilk önce üzerlerindeki sırların,sır alma makinesi,bal bıçağı veya petek sır tarağı ile bozulması gerekir. Sırları alınmış çerçevelerin bal süzme makinesindeki kafeslere yerleştirirken,çerçeve kulaklarının aynı isikamette olmasına dikkat ediniz. Balın,süzülme esnasında,dışarı sıçramasını önlemek için,makinenin kolunu çevirmeden önce,kapakların iyice kapatıldığından emin olunuz. Makinenin dişli çarklara bağlı kolunu,önce yavaş yavaş çevirmeli ve sonra peteklerdeki ağırlık azalınca,çevirme hızlandırılmalıdır.(Çerçevenin tümü dolu ve ağır ise;bir yüzü tam süzülmeden,diğer yüzünü çevirip süzmeli ki,petekler bel verip kırılmasın.Sonra, çerçevelerin ilk seferde yarım bırakılmış tarafı yine dışa getirilerek tüm balın sızdırılması sağlanır.) Kolun çevrilmesi ile dönen kasnaklarda bulunan peteklerin hücrelerindeki ballar,merkezkaç kuvveti ile kazanın cidarına atılmasından sonra bu cidardan sızan ballar,kazanın alt yanında bulunan musluktan veya taban alt bölümünde bulunan alt tapa açılarak boşaltılır. Süzülecek bal kalmadıktan ve makinenin cidarındaki tüm balların süzüldüğüne emin olduktan sonra,kullanmadan önceki gibi,yalnızca su kullanmak sureti ile kazan içi ve aksamları yıkanmalı ve kurulanmalıdır.(Göstereceğiniz bu özen,hem insan sağlığına katkıda bulunacak,hemde Bal Süzme Makinenizi bir ömür boyu kullanmanızı sağlayacaktır.) NOT: UNUTMAYINIZ ! (Süzülecek ballı çerçevelerin,28-30'C derecelik bir odada bulunması ve sızdırılma işinin 25-27'C dereceden aşağı olmayan bir odada yapılması,bala akıcılık verdiğinden,balın peteklerden süzülmesi daha da kolaylaşacaktır.)

http://www.suzen.comtr adresinden ALINMIŞTIR.

www.organikbal.com


Prostat Hastalığında Polen

Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze, idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar. Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan, sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis'te ve prostat hipertrofisi'nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi - Polen araştırmaları ile ödül kazanmış) kitabında şöyle özetlemiştir.
"Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği'nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği'nden Dr. Gosta Jonson'un çalışmaları polenin prostatitis'e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koymuştur. Prostat büyümesinde ise polen kürü ile yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını göstermiştir. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır."

www.organikbal.com

aricilar icin chat penceresi